31 Mart 2014 Pazartesi

ÇİNGENELER VE TARİHLERİ -9

Yahudilerle Çingenelerin tarih boyunca uğradıkları soykırımlar nedeniyle ortak kaderi paylaşmışlardır. Bu ortak kadere rağmen biri dünyaya egemen olup her yerde sözünü dinletirken, Çingenelerin hayatlarının aynı şekilde sürmesi ilgimi çekiyor. Bu yüzden Çingeneler hakkında da yazmaya karar verdim. Yahudiler dünyada sahip oldukları ekonomik güç ile, kendilerini allayıp pullama şansını buldular. Böylelikle dünyaya kendilerini çok etkili biçimde kabûl ettirdiler. Çingenelerse bu imkâna hiçbir zaman sahip olamadıkları için çektikleri eziyete dünya her zaman sessiz kalmıştı. 12 bölümlük yazı dizisinin bugünkü bölümünde de Cumhuriyet Türkiye’sinde Çingenelerin illere göre dağılımıyla dizi yazımıza devam ediyorum.

***   ***

Kahramanmaraş
Merkez: Sakarya Mahallesi : 3.000
Kendilerini “Kahraman Maraş Aşireti” olarak takdim eden bu insanlar yarı göçer bir hayat yaşamakta ve geçimlerini pazarlamacılık, bohçacılıkla temin etmektedirler.

Kayseri
Merkez: Gaziosman, Yavuzlar ve Yunusemre : 3.000
Bohçacılık başta olmak üzere Kayseri Çingenelerinin ana geçim kaynaklarını oluşturmaktadır.

Kırklareli
Şehir Merkezi: Tomoğlu Mahallesi (4.000) ve Doğu Mahallesi (2.000) : 6.000
Müzisyenlik, arabacılık, pazarcılık, hamallık, gündelikçilik ve temizlikçilik ve hurdacılık Kırklareli Romanlarının genel geçim kaynaklarını oluşturmaktadır.

Kırşehir 
Merkez: Bağlarbaşı Mahallesi : 600
Başlıca geçim kaynakları çalgıcılık, çengicilik ve bohçacılıktır.

Konya 
Merkez: Muhacir Pazarı : 3.000
Ilgın: : 600
Akşehir: İstasyon Mahallesi civarı : 2.000
Toplam 5.600
Konya Çingeneleri geçimlerini genellikle müzisyenlik, çalgıcılık, bohçacılık, sepetçilik ve elekçilikle temin
etmektedirler.

Malatya
Merkez: : 2.500
Esas merkezlerinin Malatya olduğunu söyleyen “Melikan” veya “Melikli Aşireti” Türkiye’de dağınık olarak göçmen bir şekilde yaşamaktadır. Kendi ifadelerine göre Adana, İskenderun, Gaziantep, Kayseri, Konya ve Konya Ereğli’de bunların akrabaları bulunuyor. Bunların başlıca geçim kaynağı horoz (Hint horozu) döğüşüdür. Bunun yanı sıra pazarlamacılık da yapmaktadırlar.

Manisa 
Akhisar: Yeldeğirmeni Mahallesi : 3.000
Akhisar Çingeneleri geçimlerini ziraatçılık başta olmak üzere, hasat zamanında pamuk tarlalarında
gündelikçiliğin yanı sıra bohçacılık, çalgıcılık, müzisyenlik ve çok azı da sepetçilikle sağlamaktadırlar.

Muğla
Fethiye: Günlükbaşı, Cumhuriyet Mahallesi ve Deppoy : 6.000
Ortaca: : 6.000
Milas: Dibekderesi Köyü : 250
Toplam 12.550
Fethiye ve Ortaca Çingeneleri bohçacılık, sepetçilik ve düğünlerde çalgıcılık müzisyenlik yaparak geçimlerini sağlarken, Dibekderesi’ndekiler ise sadece müzisyenlikle geçinmektedirler. Milas ve Bodrum civarındaki yerli halkın düğün ve eğlenceleri bunlar tarafından yapılmaktadır.

Ordu
Merkez: : 500
Fatsa: Mandıra Mahallesi : 120
Toplam 620
Bunlar geçimlerini bohçacılık, evlerde temizlikçilik, tefecilik, dilencilik ve az da olsa gayrimeşru işlerden sağlıyorlar.


DEVAM EDECEK


Yayın Tarihi: 12.03.2014





ÇİNGENELER VE TARİHLERİ -8

Çingeneleri konu edindiğim yazı dizimize devam ediyorum.

***

Edirne
Şehir Merkezi: Süpürgelik ve Umurbey Mahalleleri :15.000
Uzunköprü: Merkez (3.500), Değirmen Köyü (800) : 4.300
Keşan: Yörük Mahallesi ( 15.000), Yeni Mescid ( 7.500),
Yukarı Zaferiye mahallesi (7.000) : 30.000
Malkara: : 1.000
Toplam 50.300
Edirne şehir merkezinde yaşayanlar genelde geçimlerini arabacılık, hurdacılık, pazarcılıkla sağlarken, kadınlar da gündelikçilik ve temizlik işleriyle aile ekonomisine katkıda bulunmaktadır. Keşan'ın Yukarı Zaferiye Mahallesi’ndeki meskun olanların tamamına yakını ise geçimlerini müzisyenlikle sağlamaktadırlar. Diğerleri ise geçimlerini çeltik işçiliği, inşaatlarda beton dökücülüğü, hamallık, arabacılık, kurbağa ve sümüklüböcek toplayıcılığı, hurdacılık, kağıt toplama, boyacılık ve simitçilik gibi değişik alanlardan sağlamaktadırlar. Uzunköprü'dekiler ise hurdacılık, kalaycılık, ve sepetçilik yaparak hayatlarını kazanmaktadırlar.

Elazığ
Merkez: : 1.000
Elazığ'da meskun Çingeneler, yarı yerleşik bir hayat yaşamakta ve baharla birlikte göçe başlamaktadır. Bunların ana geçim kaynakları bohçacılık, pazarlamacılık ve dilenciliktir.

Erzincan 
Merkez: Aşağıçarşı Mahallesi : 2.000
Bunlar geçimlerini at arabacılığı, ayakkabı boyacılığı ve bohçacılık ve pazarlamacılıkla sağlıyorlar. Burada Poşalar çoğunluktadır. Yerli halk bunlardan Alevi itikadına mensup olanlarına “Çingene,” Sünni itikada mensup olanlara ise "Poşa" demektedir.

Erzurum
Merkez: Gölbaşı Semti, Eminkulpu Mahallesi(Şıhbızınlılar) : 3500
Oltu: Kısıkdere Mahallesi(Şıhbızınlılar) : 3500
Olur: Norpet Köyü (Poşalar) : 150
Şenkaya: Gosor Kazası (Poşalar) : 250
Toplam 7.400
Bunlardan Şenkaya ve Olur’daki poşalar tam yerleşik hayata geçtikleri için büyük ölçüde Çingeneliği terketmişlerdir. Bağcılık ve hayvancılık başta olmak üzere kalaycılık, elekçilik ve sepetçilik de geçim kaynaklarını oluşturmaktadır. Göç sezonunda dışardan (Sakarya, İzmit ve Erzincan) gelen Çingeneler ise genel olarak bohçacılıkla uğraşmaktadır. Erzurum Merkez'de oturan “Şıhbızınlılar” ise geçimleri genellikle gayrimeşru işlerden kazanmaktadırlar. Bilhassa genelev işleticiliği başta olmak üzere, hırsızlık ve gasp da bunların geçim kaynağını oluşturmaktadır. Bazıları da at araba taşımacılığı ve esnaflık yapmaktadır.

Eskişehir
Merkez: 71 Evler, Emek Mahallesi, Şarhöyük, Fevzi Çakmak, Zafer Mahallesi, Esentepe, Yeşiltepe, Sütlüce, Alanönü, Karapınar, Muttalip Caddesi sonu ve Işıklar Mahallesi : 20.000
Bunların büyük çoğunluğunun ekonomik durumu çok iyi; lüks arabalara biniyor, cep telefonu kullanıyorlar. Yerleşim düzenleri de, Türkiye genelindeki Çingeneler nazaran daha düzgün ve planlı. Özellikle 71 Evlerdeki Çingenelerin tamamı müstakil, imar planlı dubleks bahçeli evlere sahiptir. Bunların geçimlerini büyük ölçüde günü birlik pazarlamacılık ve büyük dolandırıcılıkla sağladıkları söylenmektedir. Ayrıca müzisyenlik ve pavyon işçiliğinin yanı sıra at arabacılığı, bohçacılık yapanları var. Işıklar Mahallesi'ndekilerin yerli halkla büyük ölçüde kaynaştıkları müşahede edilmiştir. “Tırnakçı” adıyla anılanlarının yankesicilik ve vurgunculukta mahir oldukları söylenmektedir.

Gaziantep
Nizip: : 2.500
Yarı göçer olarak yaşayan ve kendilerini “Nizip Aşireti” olarak tanıtan bu insanların ana geçim kaynağı hurdacılık, naylon sele-sepet satıcılığı ve çalgıcılıktır.

Hatay
Dörtyol: İstasyon Mahallesi : 400
İskenderun: Esentepe Mahallesi : 1.000
Toplam : 1.400
Bunların bir kısmı geçimlerini hurdacılık ve demircilikle kazanırken, bir kısmı ise incik boncuk ve yüzük satıcılığı, cambazlık ve müzisyenlikle sağlamaktadır. Ayrıca horoz döğüştürme de onların kazanç yollarından biridir.

İstanbul Anadolu yakası: Küçük Bakkal Köy ve Üsküdar : 30.000 

İstanbul Avrupa Yakası: Kasımpaşa: Hacıhüsrev (5.bin), Yenişehir ve Dolapdere (12 bin), 
Çürüklü ( 3 bin): 20.000 Mecidiyeköy: Kuştepe ( 15 bin), Gültepe ( 5 bin), 
Bayrampaşa (bin) : 21.000
Edirnekapı: Neslişah Sultan, Karagümrük ve Sulukule : 8.000
Sarıyer: Çayırbaşı : 6.000
Fatih: Halilurrahman (Lonca) : 6.000
Bayrampaşa: Yıldırım Mahallesi: 1.000

İzmit 
Merkez: Yenidoğan, Kemalpaşa, Yenimahalle ve Bekir Paşa Mahallesi : 3.000
İzmit Çingeneler geçimlerini müzisyenlik, çalgıcılık, hamallık, ayakkabı boyacılığı bohçacılık ve hurda toplayıcılığıyla sağlamaktadır.

İzmir
Merkez: Bogaziçi, Tepecik, Gültepe, Kadifekale ve Kahramanlar gibi semtlerde ve civar ilçelerde : 45.000

İzmir Çingenelerin geçim kaynakları; müzisyenlik, hamallık, pazarcılık, manavlık, at arabacılığı, sepetçilik, boyacılık, badanacılık, hurdacılık, çöp ve kağıt toplayıcılığı, işportacılık, ayakkabı boyacılığı, simit satıcılığı, temizlikçilikten oluşmaktadır. Ayrıca yankesicilik, hırsızlık ve dilencilikten geçinmeye çalışanları da mevcuttur.



DEVAM EDECEK

Yayın Tarihi: 10.03.2014 


ŞAİRLERİN ŞİİRLERİYLE SÖYLEDİĞİ

Merhaba sevgili okurlar. Günler su gibi akıp gidiyor. Giden günler, beklenen günleri getirdi ve gene hafta sonuna ulaştık. Umarım keyfiniz yerindedir. Sabah kahvaltısının ardından şöyle bir gazeteleri karıştırayım dediniz, bu arada gazetemizi de elinize aldınız. Böylelikle bu satırları okuyorsunuz. Okuduğunuzu bilmek bile bana mutluluk veriyor.

Bu haftada sizler için seçtiğim şiirleri beğenilerinize sunuyorum.   

***   ***
  
İlk şiir vicdanıyla dünyalık edinme arasında kalan bir insanı anlattığım bir şiir.

….    ….

169
Kendisi de sevmezdi zaten yüzünü
Gözlerini kaçırırdı hep aynalardan
Yaşamı hıncahınç dolu gardrop
Felsefesi hınca hınç bar ve diskotekti
Sanırsınız o dünyada tekti
Her kağıtta kaldı karalamaları
Karalamalarında toplama çıkarmalar
Büyüdükçe ettiği kâr
o kapılara sığmıyordu
Bir şey kalmış içinde insanlıktan
Aynada yüzünden utanıyordu
Aynalar terliyordu onu gördükçe
Yüzdüğü yeşil deniz gibi içinde

Aydın Göle
25 temmuz 2002

***   ***

Sevgili artık hayatınızdan çıkarsa ne olur? Aynısıyla aşağıdaki şiirleri yaşar. Ne çok acı çekmeyi seviyoruz.
….    ….

170
Işığa yasak koydum
Perdeleri kapalı pencerelerimin
Neyleyim dünya dönüyorsa
Neyleyim sensiz olduktan sonra
Renklerin hepsi öldü
Şimdi her şey simsiyah
Ben renkleri unuttum
Mavi senin soluğundu
Yeşil gözlerinde yeşildi
Kırmızı, dudakların
Sarı, saçlarında can bulur
Ben renkleri unuttum
Senden gayrısı artık simsiyah

Aydın Göle
25 temmuz 2002

***   ***
171
Beyaz güvercinim
Eksik kalmış bir şeyler
Çayın demi
Odamın nemi
Suyun hidrojeni
Hayret ikiden bire düşmüş
Su yanarsa durduk yerde bu yüzden
Senden bilirim
Çünkü ben yanıyorum

Aydın Göle
27 temmuz 2002

***   ***

Bir gün ayrılık bütün haşmetiyle karşınıza dikilir. Siz bunu hep düşünmüşsünüzdür. Tecrübenizde vardır ve ayrılıklardan pek etkilenmezsiniz sanırsınız artık. Ama ne boş bir sanı. Öyle kolay mı? Bir süre daha onu yaşarsınız. O bir süre daha içinizdedir. Ama gururunuz ona dönmenize engeldir. Şiir yazmaya devam etsenizde ona yollayamazsınız. İşte bu yollanmamış şiirlerden birkaç tanesi.. 

...

YOLLANMAMIŞ ŞİİRLER

1
Kulaklarım alev alev yandı
Telefonunu mu açtın, uyandın mı
Bu sabah ilk defa
İlk defa mesaj atmadım sana
Günaydın demedim kısa mesajla 
Yollama demiştin unuttun mu
Yollamadım işte bu sabah
Bomboş kaldı telefonun biliyorum
Beni mi andın kulaklarım çınladı
Yağmur yağıyor bu sabah
Yağmur değil ateş yağıyor damla damla
Her damlada gül yanıyor,
karanfil, çiğdem..
Arı yanıyor, kelebek..
Ihlamur yanıyor, köknar, ladin..
Kayın meşe..
Karşı durdum ateşe
YANDIM

Aydın Göle
25 temmuz 2002
  
2
Biri geçti önümden
Ten rengi, saç rengi, biçimi sen
Gözlerimi alamadım
Baktım baktım, bakmaya doyamadım
Sonra kendiliğinden
İki damla yaş döküldü gözlerimden
Seni bu kadar sevdiğimi bilmiyordum
İnanamıyorum
Seni bu kadar çok mu sevdim
İnanamıyorum
Oysa ne çok söyledim sana sevgimi

Aydın Göle
25 temmuz 2002
  
3
Hiç beni düşündün mü bu gün
Aklına geldim mi hiç, doğru söyle
Sen yalan söyleyemezsin biliyorum
İtiraf ediyorum
Seni unuttuğum bir saniye bile yok
Bakalım sen unutacak mısın beni

Aydın Göle
27 temmuz 2002

4
Bu kadar zor ne olabilirdi
Neye katlanamazdım başka
Sana iyi geceler dilemediğim bu ikinci gece
Bu ikinci gece yüreğime yakıcı kor
Ne zor bir bilsen
Dua etmekti aslında dilekler
Gene Allah’a dua ediyorum senin için
Sen duymadan, sen bilmeden gene

Aydın Göle
27 temmuz 2002

5
Seni var ya seni
Efsunladılar seni
Böyle kolay beni
Bırakmazdın bilirim
Yaz sıcağında üşüdüm
26 temmuzdu, güneş insafsızdı
Ah gene de üşüdüm
O gün benden koptun
O gün ben benden koptum
Ayaklarım yere basmıyor
Ben yaşıyor muyum
Gören var mı beni
Ben beni kaybettim
Bende var olan seni

Sensiz yaşayamam

Aydın Göle
27 temmuz 2002


Bir yazının daha sonuna geldik. Hepinize iyi pazarlar sevgili okurlar.


Yayın Tarihi09.03.2014 


ÇİNGENELER VE TARİHLERİ -7

Tarih boyunca Yahudilerle Çingeneler uğradıkları soykırımlar nedeniyle ortak kaderi paylaşmışlardır. 19. yüzyıl sonunda Filistin’den toprak satın alarak mülk edinen Yahudiler batılı ülkelerin koruması altında çeşitli terör eylemlerinden sonra 20. yüzyıl ortasında 2. dünya savaşının soykırım iddiaları Nazi Almanya’sının yenilgisiyle sonuçlanıp kanıtlanınca kendileri hakkında oluşan atmosferden yararlanarak batı Filistin’de devlet kurdular.  Dünyanın sayılı zenginlerine sahip olan Yahudiler artık dünyayı ülke yönetimlerinden tutunda beslenmeden sağlığa, sağlıktan temizliğe, temizlikten haberleşmeye ne varsa üreterek ele geçirmiş durumdadırlar. Yakın zamana kadar soykırımlar nedeniyle ortak kaderi paylaştıkları Çingenelerden farklı olarak dünyaya egemen olmaları Çingeneler hakkında bu yazı dizisini hazırlamama sebep oldu. Yahudiler dünyada sahip oldukları ekonomik güç ile, kendilerini allayıp pullama şansını buldular. Böylelikle dünyaya kendilerini çok etkili biçimde kabûl ettirdiler. Çingenelerse bu imkâna hiçbir zaman sahip olamadıkları için çektikleri eziyete dünya her zaman sessiz kalmıştı. Bu 12 bölümlük yazı dizisini o amaçla hazırladım. 7.’sini verdiğim bugünkü bölümde,  Cumhuriyet Türkiye’sinde Çingenelerin durumu ve illere göre dağılımıyla dizi yazımıza devam ediyorum.

***   ***

Bayburt
Merkez: Galer Mahallesi : 200
Geçim genel olarak elekçilik ve bohçacılıkla sağlanmaktadır.

Bursa
Merkez: Fatih Beşyol ( 1550), Kızyakup (1200), Kocanaip ( 950), Davutdede (900), Demirkapı (800), Beyazıt (800), Demirkapı (750), Alacahırka (630), Yavuzselim (540), Anadolu (520), Vatan Mahallesi (360), Arabayatağı (190) ve diğer mahalleler ortalama ( 1150) : 10.970
Mustafa Kemal Paşa: Şerefiye ve Yeni Dere Mahalleleri : 13.300
Mudanya: Çingeneler Mahallesi (Su deposu yanı) : 300
İnegöl: : 2.000                                                                                                                                       
Toplam 26.570
Bursa il sınırları içerisinde yaşayan Çingenelerin ekserisi geçimini müzisyenlikten sağlamaktadır. Bunun yanı sıra erkekler küçük el sanatları, hamallık, gazino işletmeciliği, hayvan alım satım işleri (cambazlık) işportacılık, dilencilik, hurda ve çöp toplayıcılığı, kalaycılık, sepetçilik, tefecilik ve nadiren de hırsızlıktan geçimlerini temin etmektedir. Kadınlar da genellikle temizlikçilik, bohçacılık, falcılık, ve dilencilik başta olmak üzere nadiren hırsızlık, hayat kadınlarının ayak işlerini görme ve çocuklarına bakma gibi işlerle hayatlarını kazanmaktadırlar. Çocuklar ise genellikle simit satma, ayakkabı boyama, yankesicilik ve dilencilikle ev ekonomisine katkıda bulunmaktadır.

Çanakkale
Şehir Merkezi: Fevzi Paşa Mahallesi (3000), Atatürk Mahallesi, Bostanlar Caddesi ve Namık Kemal Mahallesi (2000) : 5.000
Lapseki: Sanayi Mahallesi : 800
Toplam 5.800
Geçim; genellikle müzisyenlik, hamallık, pazarcılık, esnaflık, manavlık, seyyar satıcılık, at arabacılığı, boyacılık, badanacılık, temizlikçilik ve simitçilikten sağlanmaktadır.

Çankırı
Merkez: Alibey Mahallesi, Arasta Mahallesi ve Kaledibi : 2.000
Bunlar elekçi olarak biliniyorlar. Bunlardan nalburiyelik yapanlar vardır, ancak daha ziyade pazarlamacılıkla geçiniyorlar. Ayrıca inci-boncuk, iğne ve yüzük satıcılığı yapanları da var. Ekonomik durumları oldukça iyi. Hırsızlık olayının bunlar arasında vuku bulmadığı bildiriliyor. Bunların pek çoğu yerli halkla entegre olmuş ve Çingeneliğini unutmuştur. Çocuklarını büyük ölçüde okutuyorlar.

Çorum 
Merkez: Ulukavak ve Devane Mahalleleri : 2.000
Elekçilik ve kalaycılık başta olmak üzere maşa, mandal, incik-boncuk ve yüzük satıcılığıyla geçinmektedirler.                          

Denizli 
Sarayköy:  500
Denizli Çingenelerinin ana geçim kaynağı müzisyenlik olmakla beraber, erkekler kahvehane ve lokal işletmeciliği yaparken, kadınlar da tarlalarda gündelikçiliğe gitmektedir.





DEVAM EDECEK

Yayın Tarihi07.03.2014

ÇİNGENELER VE TARİHLERİ -6

Ülkemizde ne kadar Çingene vatandaşımız var? Bu konuda da anlatılanlar şu:
Bugüne kadar genel nüfus sayımlarında Çingeneler için ayrı bir kayıt tutulmadığından, onların Türkiye’deki kesin sayıları bilinmemektedir. Biz tahmine dayalı rakamlar yerine, Çingenelerin kendilerinden, onlara yakın çevrede yaşayan yerli halktan ve mahalli idarecilerden sayılarıyla ilgili bilgiler aldık. Bu bilgileri mahalle muhtarlarından aldığımız mahalle sakinlerinin genel sayılarıyla karşılaştırmak suretiyle netleştirmeye gayret ettik. Bu tespitler ışığında onların sayısal olarak en fazla bulundukları bölgeden başlayarak, sırasıyla bölgelere göre dağılımları şöyledir:                                                                                                                                             
Adana
Merkez: Sarıçam Mahallesi, Şakirpaşa Mahallesi, Akıncılar ve Polis Okulu Yanı
Toplam : 8.000
Geçim bohçacılık, hamallık, hurda ve demircilik, çöp ve kağıt toplayıcılığı, seyyar satıcılık, sepetçilik, müzisyenlik ve dilencilikten sağlanmaktadır. Ayrıca yankesicilik ve hırsızlıkla geçinme yolunu seçenler de mevcuttur. Bilhassa Conoların bu işle uğraştıkları, çeşitli Televizyon programlarıyla da kamuoyuna duyurulmuştur.

Adapazarı
Merkez: Şeker Mahallesi, Garajdibi, Söğütlü, Tepeköy ve Çamlıca Mahalleleri
Toplam : 6.000
Müzisyenlik, hamallık, boyacılık, işçilik, bohçacılık, hurdacılık, kağıt ve çöp toplayıcılığı, seyyar satıcılık, temizlikçilik ve dilencilik gibi meslekler Adapazarı’lı Çingenelerin ana geçim kaynaklarını oluşturmaktadır.

Ankara
Merkez: Çinçin Bağları, Hüseyin Gazi, Yıldız : 10.000
Polatlı:Cumhuriyet Mahallesi, Mehmet Akif Mahallesi : 3.400
Bala: : 300
Toplam 13.700
Ankara merkezdeki Çingeneleri geçimlerini hırsızlık, dilencilik, bohçacılık, taş bağlama, falcılık, zercilik (kuyumculardan grup halinde altın çalma işi) ve muskacılıktan sağlamaktadır. Nadir de olsa bunlar arasında kalaycılık, sırımcılık, elekçilik ve sepetçilik yapanları da var. Ayrıca gece kulüplerinde bunlardan çok sayıda müzisyenlik yapanları da mevcuttur. Altındağ ve Hamamönü civarında nalburiyelik yapanların çoğunun Çankırı’dan gelme Çingeneler olduğu söyleniyor.

Antalya
Merkez: Zeytinköy Mahallesi : 3.000
Kumluca: : 1.000
Elmalı: Akçay Beldesi : 5.000
Toplam 9.000
Antalya Çingenelerinin ana geçim kaynaklarının başında müzisyenlik, çalgıcılık ve sepetçilik gelmektedir. Bunların yanı sıra onlar hurdacılık, tablacılık, ayakkabı boyacılığı ve badanacılık, çöp ve kağıt toplayıcılığıyla da geçimlerini kazanmaktadır. Kumluca Çingenelerinin büyük çoğunluğu sele ve sepetçilikle geçinmektedir. Akçay Beldesi Çingeneleri ise geçimlerini sepetçilik, çalgıcılık ve bohçacıktan temin etmektedir. Çok eskiden bunlar arasında ağaç oyma sanatçılığı yapanları da olmuştur. Bu sebeple bunlara "tahtacı" da denmektedir. Aslında “Tahtacı” tabiri genellikle Yörükler için kullanılmaktadır. Fakat burada yaşayan esmer vatandaşların da Çingene yerine “tahtacı” ismini benimsedikleri ve kendilerini böyle adlandırdıkları müşahede edilmiştir.

Artvin 
Merkez: Yusufeli, Sebzeciler, Bahçeciler ve Kınalıçam Köyleri : 400
Ardanuç: Adakale : 1.000
Şavşat: : 200
Arhavi: Düz Mahalle ve Boğaziçi Mahallesi : 100
Toplam 1700
Artvin il sınırları içerisinde yaşayan Çingeneler “Poşa” olarak isimlendirilmektedir. Bunların en belirgin meslekleri bohçacılık ve pazarlamacılıktır. Arhavi Poşaları ise geçimlerini genellikle belediyede ve zengin esnafın yanında temizlikçi işçi olarak çalışarak sağlamaktadır.

Aydın
Merkez: Ilıcabaşı Mahallesi : 2.300
Nazilli: Kuşbaz Mahallesi : 2.100
İncirliova: : 1.000
Toplam 5.400
Aydın Merkez Çingeneleri geçimlerini sepetçilikle başta olmak üzere seyyar satıcılık, hamallık ve temizlikçilikten sağlamaktadır. Nazilli'dekiler ise müzisyenlikle ve dansözlükle hayatlarını kazanmaktadırlar.

Balıkesir 
Bandırma: Çınarlı= Paşa Mescid Mahallesi : 3.000
Edremit: Tuzlu Murat Mahallesi Tuzcu Caddesi : 10.000
Susurluk: : 1.500
Toplam 14. 500
Balıkesir Çingeneleri geçimlerini müzisyenlik başta olmak üzere, hamallık, boyacılık, badanacılık, seyyar satıcılık, temizlikçilik ve simit satıcılığı gibi mesleklerden temin etmektedirler. Edremit’tekilerin çok az bir kısmı devlet dairelerinde işçi ve memur olarak çalışmaktadır.


DEVAM EDECEK

Yayın Tarihi05.03.2014 


ÇİNGENELER VE TARİHLERİ -5

 Yahudilerle Çingenelerin çeşitli tarihlerde ve özellikle 2. Dünya Savaşında Nazi Almanya’sında uğradıkları soykırımlar nedeniyle ortak kaderi paylaştılar. Soykırımında etkisiyle savaş sonrasında Yahudiler dünyada sahip oldukları ekonomik güçle, kendilerini allayıp pullama şansını buldular. Böylelikle dünyaya kendilerini çok etkili biçimde kabûl ettirdiler. Çingenelerse bu imkâna hiçbir zaman sahip olamadıkları için çektikleri eziyete dünya her zaman sessiz kalmıştı. Bu yazı dizisini o amaçla hazırladım. 5.’sini okuyacağınız bugünkü bölümde, Osmanlı İmparatorluğu ile Cumhuriyet Türkiye’sinde Çingenelerin durumu ve illere göre dağılımını sizlere anlatarak dizi yazımıza devam ediyorum.

***   ***

9- Hisarlarda Müsellim Hizmeti görmek üzere ellerinde padişahın berâtı bulunan Çingeneler, avârız-ı divâniyye, ispenç ve sair rüsum-ı örfiyyeden muaf olup yalnızca haraç verirler.
10- Semendire sancağının Biracık Nahiyesindeki Çingenelerin her hanesi, Resm-i Flori olarak, miriye her yıl seksen akçe öder.
11- Niğbolu sancağındaki Çingeneleri raiyyet olarak tasarruf edenler, Niğbolu sancağına eserler.
12- Niğbolu sancağındaki çingenelerin hane ve mücerredleri, her yıl cizyelerini ödedikten sonra, ayrıca, kaftanlık adıyla da yılda altışar akçe öderler.
13- Niş Çingenelerine raiyyet olarak mutasarrıf olan sipahiler, semendire sancağına eserler.
Özetle söylemek gerekirse: 
Osmanlı Devleti’nde Çingenelerle ilgili yapılan düzenlemelerin pek çoğu vergilerle alâkalıhükümlerden oluşmaktadır. Bunlar bir devletin ekonomisini koruyabilmesi için baş vurduğu çarelerdir. Ancak bizim açımızdan kanunnâmelerde dikkati çeken en önemli hususlardan biri hiç şüphesiz, Osmanlının göçer hayat yaşayan Çingeneleri kontrolü altına alması, onların gezip dolaşacağı yerleri belirlemesi, bu belirlenen yerlerin dışına çıkmalarına müsaade etmemesi ve hepsinden önemlisi de onları yerleşik düzene ve ziraatle uğraşmaya sevk etmesidir. Bunu yaparaken Müslüman Çingenelerle Müslüman olmayanların birbirine karışmasına da müsaade etmeyerek, onların kendi inançlarını muhafaza etmelerini sağlamasıdır.
Sıra Cumhuriyet Türkiye’sinde Çingenelerin durumunu görmeye geldi:
Günümüzde Çingeneler, Türkiye’nin hemen her yerinde dağınık olarak yaşamaktadır. Onların çoğunlukta bulunduğu yerlerin başında Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgeleri gelmektedir. Bunu, Karadeniz, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri takip etmektedir. Burada Çingenelerin Türkiye’deki dağılımları ele alınacaktır.
Türkiye’de Çingeneler, genel olarak “Çingene” adıyla bilinmekle beraber, Osmanlı’dan yakın zamana kadar “Kıptî” adıyla da bilinirler.  Ancak onlar, günümüzde yörelere göre farklı şekilde de adlandırılmaktadır: Erzurum, Artvin, Bayburt, Erzincan ve Sivas Çingeneleri  için “Poşa”; Van, Hakkari, Mardin ve Siirt Çingeneleri için “Mutrib”; İç Anadolu Çingeneleri için “Elekçi” tabirleri kullanılmaktadır. “Esmer Vatandaş” tabiri genellikle resmî dilde kullanılmakla beraber, çeşitli yörelerde de halk tarafından kullanılmaktadır. Akdeniz başta olmak üzere diğer yörelerde de “Arabacı” tabiri kullanılmaktadır. Ankara’daki Çingeneler,  yerli halk tarafından “Teber” şekilde anılmaktadır. Adana’da bilhassa yankesicilikle uğraşan Çingeneler “Cono” ismiyle bilinmektedir. Bulgaristan’dan gelerek Kayseri, Adana, Osmaniye, Sakarya ve Çorum illerinde yerleşen çingeneler için “Haymantos” tabiri kullanılmaktadır. Erzurum il sınırları içerisinde yaşayan bir grup “Şıhbızınlı” ismiyle anılırken, Yugoslavya, Yunanistan ve Bulgaristan gibi Avrupa ülkelerinden gelerek, Trakya yöresinde yoğunlukta bulunan Çingeneler için “Roman” tabiri kullanılmaktadır. Romanlar daha ziyade müzisyenlik yapmakta ve çoğunlukla Marmara ve Ege Bölgelerinde ikamet etmektedirler.
Türkiye’deki “Abdallar” da Çingenelere benzer gruplardan biridir. Halkımız abdalları Çingene olarak kabul etmekte ve onlara Çingene muamelesi yapmaktadır. Oysa görüştüğümüz bütün abdal büyükleri, kendilerinin Çingene olmadıklarını, hiç bir Çingene kelimesi bilmediklerini ve Orta Asya’dan geldiklerini söylemiştir. Yerli halk da Çingene gözüyle bakmakla birlikte, Çingenelere nazaran geçimlerini düğünlerde ve ramazan aylarında davul zurna çalarak ve sünnetçilik yaparak sağlayan abdallara daha sıcak bakmakta ve onlara “Kirve” diye hitab etmektedir. Abdal olarak ifade edilen bu grup, genellikle yerli halkın arasında yaşamakta, Çingenelerin aksine çocuklarını okutarak devletin çeşitli kademelerinde memuriyetlere yerleştirmektedir. Yaptığımız araştırmalar, bizi esasında abdalların Çingene olmadıkları kanaatine ulaştırmıştır. Aslında abdallar konusu başlı başına ayrı bir araştırma konusudur. Bu alanda araştırma yapan bazı araştırmacılar da abdalları, Çingenelerin dışında  incelemektedir

Hayli eski nüfus kayıtlarına göre Türkiye’de yaşayan bu Çingeneler, ülkenin çeşitli yerlerinde dağınık olarak bulunmaktadır. Onların en fazla bulunduğu bölgelerin başında Marmara Bölgesi gelirken, bunu ikinci sırada Ege bölgesi takip etmektedir. Daha sonra sırasıyla Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri gelmektedir.

Ülkemizde ne kadar Çingene vatandaşımız var? Bu konuda da anlatılanlar şu:
Bugüne kadar genel nüfus sayımlarında Çingeneler için ayrı bir kayıt tutulmadığından, onların Türkiye’deki kesin sayıları bilinmemektedir. Biz tahmine dayalı rakamlar yerine, Çingenelerin kendilerinden, onlara yakın çevrede yaşayan yerli halktan ve mahalli idarecilerden sayılarıyla ilgili bilgiler aldık. Bu bilgileri mahalle muhtarlarından aldığımız mahalle sakinlerinin genel sayılarıyla karşılaştırmak suretiyle netleştirmeye gayret ettik. Bu tespitler ışığında onların sayısal olarak en fazla bulundukları bölgeden başlayarak, sırasıyla bölgelere göre dağılımları şöyledir:                                                                                                                                             
Adana 
Merkez: Sarıçam Mahallesi, Şakirpaşa Mahallesi, Akıncılar ve Polis Okulu Yanı
Toplam : 8.000
Geçim bohçacılık, hamallık, hurda ve demircilik, çöp ve kağıt toplayıcılığı, seyyar satıcılık, sepetçilik, müzisyenlik ve dilencilikten sağlanmaktadır. Ayrıca yankesicilik ve hırsızlıkla geçinme yolunu seçenler de mevcuttur. Bilhassa Conoların bu işle uğraştıkları, çeşitli Televizyon programlarıyla da kamuoyuna duyurulmuştur.


DEVAM EDECEK

Yayın Tarihi: 03.03.2014

ŞAİRLERİN ŞİİRLERİYLE SÖYLEDİĞİ

             Merhaba sevgili okurlar. Tekrar birlikte olmanın o büyük mutluluğuyla sizlere bu günkü şiirlerimi araya hiç girmeden kesintisiz aktaracağım. Umarım beğenirsiniz. 

.....

155
Seni geceye koydum
Ay; ışığını gördü ağladı
Gündüze koydum
Güneş bana darıldı
Kalbime koydum içim aydınlandı
Önümü göremez oldum

Aydın Göle
17 temmuz 2002

***   ***   ***

156
Gerçekle örtüşen yerin insanları
Hayatı yıkamak için kötülüklerden
Gözyaşlarınıza ihtiyacım var
Bir damlası yeter
Bir asrın kirini yıkamaya
Bir damlası

Aydın Göle
18 temmuz 2002

***   ***   ***
  
157
Özler mi özlenen özleyenini
Yoksa bilmez mi özlenen özlendiğini
Uzak limanlardan, özlem gemisi
Demir alıp gelse lafı güzaftır gerisi

Aydın Göle
19 temmuz 2002

***   ***   ***

158
Gece mavi, yıldız mavi
Sevdiğim, içim mavi, dışım mavi
Sevdiğim kuş olmuş uçuyor masmavi
Bir mavi uyku alsın koynuna
Uyku mavi, rüya mavi

Aydın Göle
20 temmuz 2002

***   ***   ***

159
Beni burada arama
Karıştım bulutlara
Rüzgarlara teslim oldum
Yolculuk uzaklara
Uğradığım kentlere
Sağanak olup yağarım
Seni sorarım herkese
Bulamam ona yanarım

Aydın Göle
20 temmuz 2002

***   ***   ***

160
Kafamın içi
Sabırsız ve acemi davulcuların elinde
Kalbime itfaiyeler yetişmiyor

Aydın Göle
21 temmuz 2002

***   ***   ***

161
Sen bende büyüyen dere
Yolları açtım kedere
Okyanuslara koştum
Söndürmek istedi ateşimi su
Ben daha çok yanmak istiyordum
Hiç gelir yanma korkusu

Aydın Göle
21 temmuz 2002

***   ***   ***

162
Şarkılar içini yakmasın
Gözlerinden nehirler akmasın kalbine doğru
Çünkü yalan söyler anılar
Zaten sevda bir masaldır
Sen var mıydın sahi
Yoksa sende masal mıydın

Aydın Göle
22 temmuz 2002

***   ***   ***

163
Sen gül yataklarda yat
Ben taşı yastık ederim
Mis kokulu kavun gibi uyu
Ben başında nöbet beklerim

Aydın Göle
22 temmuz 2002

***   ***   ***

164
Niye uyumuyorsun
Acı mı çekiyorsun benim gibi
Kılıcı bir kere vur boynuma
Başım o dakika düşsün gövdemden
Hiç üzülme vur da git
Hem cellatların içi yanar mı hiç

Aydın Göle
22 temmuz 2002

***   ***   ***

165
Celladını seven hükümlüyüm ben

Aydın Göle
22 temmuz 2002

***   ***   ***

166
Ay ışığım
Çok karışığım
Gel de çöz beni
Bırakma kurda kuşa
Sevgimi sürme yokuşa
Kalbim sana açık
Sevginden aklım kaçık
Kayıp kent gibi gez beni

Aydın Göle
24 temmuz 2002

***   ***   ***

167
En koyusundan lacivert
Yalvardı “bana yardım et!”
Fırçadan beyaz serptim
Lacivertin içinde tektim
Gündüzden geceye sektim
Uykundan rüyana aktım

***   ***   ***

168
Yazmazsam bu şiiri
Güneş prematüre doğar
Günü küvezde büyütürüz
Belki hiç büyümez ölür
Benim gibi
Al beni, yaşat beni.

Aydın Göle
25 temmuz 2002



İyi pazarlar sevgili dostlar. Haftaya gene şiirlerimle görüşmek üzere esen kalın, Allah’a emanet olun.



Yayın Tarihi: 03.03.2014