31 Temmuz 2015 Cuma

SON ARAŞTIRMA VE BULUŞLAR ÜSTÜNE 3

Dün ramazan bayramının 3. gününüde yaşayarak 3 aylarla başlayan ramazan ayıyla yoğunlaşan bir ibadet ve arınma dönemini bitirdik. Ramazan bayramının gerçek adının ne olduğunu biliyor musunuz? Fitreden gelme fıtr. Yiyecek alabilme gücüne sahip olanların alamayanlarıda düşünerek muhtaç kişilere bir kişinin beslenebileceği kadar bir miktar ödeme yapmasının adıdır fıtır. Fıtırlar ramazan ayının sonuna doğru ödendiği için bayramda yiyeceksiz evin kalmaması bayramın adının fitir bayramı olmasını sağlamıştır. Amerika’daki teyzemle Almanya’daki teyzem çocukları Arnavut yeğenlerimin viber ve facebook üzerinden fitir bayramı adıyla mesajlaştıklarını gördüm. Buradan da şunu anlıyoruz, İslam alemi içinde bu bayramın adı fitir bayramıdır. Söz uzar gider, onun için daha fazla uzatmadan geçmiş bayramınızı kutlayarak konumuza dönüyorum. 

Nerde kalmıştık?

*

Elektriğin saklanması kadar iletilmesi de önemlidir. Bu iletim sırasında oluşan kayıplar
önemsiz olmasa gerek. Önemli olduğu için bu konuda da Amerika’da yapılan bir araştırma meyvesini vermiş.

KABLOSUZ VE PRİZSİZ ELEKTRİK

“Elektrik kablosu ve priz tarih mi olacak?

Amerikalı bilim adamları, elektrik kablosu kullanmadan bir cihaza enerji iletmenin yöntemini buldu.

Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) yapılan araştırmada, elektrikli cihazlara kablo kullanmadan elektrik iletebilen bir sistem oluşturan bilim adamları, enerji kaynağından 2 metre uzaklıktaki 60 vatlık bir ampulü kablo olmaksızın aydınlatmayı başardı.

Buluşlarını Science dergisinde yayımlayan araştırmacılar, enerjiyi, biri ampulde, diğeri enerji kaynağında bulunan iki bakır bobin arasında elektromanyetik dalgalarla iletti.

MIT'den Profesör Marin Soljacic başkanlığında yürütülen araştırmada oluşturulan sisteme, kablosuz elektrik sözcüklerinden türetilen ‘WiTricity’ adı verildi.

Prof Soljacic, bu yöntemle iletilen enerjinin bir dizüstü bilgisayarı çalıştırmak için gerekli olandan çok daha fazla olduğunu belirtirken, iletilen enerji miktarının artırılması için sistemin daha da geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Bilim adamları, bu yeni enerji iletim sisteminin özellikle geri dönüşümü sorun olan batarya probleminin çözümü için kullanılabileceğini belirtti. Buna karşın, elektromanyetik dalgalarla enerji iletim yönteminin bazı araştırmalara göre kansere yol açabilecek olması, sistemin yararlılığı konusunda endişeye sebep oldu.”

Haberin sonu iç karartıcı. Bunun günlük hayatta kullanımı çok düşük yoğunluktaki bir kullanım için belki olabilir. 

Beyin organlarımız içinde en az yenilenen, ileri yaşlarda yenilenmeyip hatta kimilerinde gerileyen, hiçbir şekilde de ameliyat yoluyla müdahale edilemeyen organımızdır. Çünkü bıçağın değdiği yer vücudumuzun herhangi bir yeri gibi tedavi olamıyor. Fakat bir haber beni çok umutlandırdı. Beyin hücresi üretmeyi Amerikalı bilim adamları başarmışlar. İşte haber:

“BEYİN HÜCRESİ ÜRETİLDİ

Amerikalı bilimadamları ilk kez deriden beyin hücresi yaratmayı başardı

55 yaşındaki bir kadının cildinden alınan hücrelerden üretilen nöronlar birbirlerine sinyal gönderebildi.

California Üniversitesi’nden uzmanlar önce deri hücrelerini kök hücreye dönüştürüp ardından mikro RNA denilen genetik maddeyi hücrelere aktararak bunların beyin hücresine dönüşmesini sağladı.

Daily Telegraph’ta yer alan habere göre bu; Alzheimer ve Parkinson gibi beyni etkileyen hastalıklar için de umut verici bir gelişme olarak tanımlanıyor.

Bu yöntemle ileride nakil için beyin dokusu da üretilebileceği düşünülüyor.”

Umudum arttı artmasına da, içimde gizli gizli kuşkular filizleniyor. Günün birinde beynin tamamen üretilmesi durumunda insanın kişiliğine etkisi ne olacak? Beyindeki eğitim yoluyla, yada yaşayarak edinilen tecrübeye dayalı bilgiler üretilen beyne nasıl aktarılır? Bunlarla beraber insanın özünü oluşturan bu bilgilerle içli dışlı olan ruh nasıl etkilenir? Bunlar silinirse bize yüzü bedeni tanıdık gelen robotlar üretilmiş olmaz mı?

Ben dinime saygılı, belki her ibadete değil ama yetişebildiğim ibadetleri yerine getirmeye çalışan biriyim. Lakin din kisvesi altında yenilen herzeleri de görürüm. Son örnek ebediyete göç eden rahmetli bir siyasetçimizin çocuklarının verdikleri miras kavgasıdır. Ortaya konamayan yolsuzluklar bir ölümün ardından kendiliğinden kamuoyunun bilgisine dahil oldu. Gelecek yazımız bu konuyla başlayacak. Bu bölüme kadar neleri anlattık, burada bir sapmamı olacak, demeyin. Hayır sapma yok! Devamda göreceksiniz.


DEVAM EDECEK


Yayın Tarihi: 20.07.2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder