2 Haziran 2012 Cumartesi

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ŞEHRİMİZİN ÜNLÜLERİ 5

Şehrimizin ünlülerini araştırırken beni en çok şaşırtan Aşık Güvâhî olmuştur. Çünkü karşıma bir halk ozanı çıkacağından o kadar emindim ki, tersini düşünememiştim. Onun ozanlığı bana kalırsa anlatımını şiir üstüne kurmuş olmasıdır. Kaynaklara göre kendisini bugüne taşıyan ozanlığı da değildir. Zaten o sadece ozan değil, şair, yazar ve düşünürdür de. Onun bugüne kadar ulaşmasını sağlayan Türk diline katkı sayılabilecek atasözleri derlemesini eskilerin manzum dediği şiir diliyle yazmış olmasıdır. Halk giderek öztürkçeleşerek şiirsel dilden çıkan bu atasözlerinin çoğunu biliyor olmasına rağmen, bunları derleyen, ortaya çıkaran Aşık Güvâhî’nin adını bile bilmiyordur. Bilmeyenlere bende dahilim. Bugün burada anılmasının tek nedeni Adapazarı’lı oluşudur. Benim için büyük bir şans, ama bir rastlantı sonucu konumuz olmuş durumdadır ne yazık ki.

Bugün sizlere Aşık Güvâhî’yi tanıtmama yardımcı olan kaynak Mehmet Serhan Tayşi’nin “Pend-nâme-i Güvâhî; Bir Atasözleri Hazinesi” adlı makalesidir. Yapacağım alıntılarla diğer kaynakları da göreceğiz.  

Mehmet Serhan Tayşi, Aşık Güvâhî’yi tanıtırken; “Güvâhî”nin İstanbul’a yakın ve Osmanlı sancak sis­temine göre Kastamonu vi­layetine bağlı Geyve kasaba­sında doğduğunu biliyoruz.” der. O zamanki eyalet diyebileceğimiz sisteme vilayet dendiği için bu kadar büyük bir alanı kapladığına şaşırmamak gerek. Kastamonu vilayetine bağlı ve İstanbul’a yakın Geyve kasabası denilen yer, bugün ilimizin bir ilçesi olan Geyve ilçesidir. İşte bu yüzden kendisi şehrimizin yetiştirdiği bir değerdir. 

12 ağustos 2011 yılında yayınlanan makalesinde Mehmet Serhan Tayşi önce eserin tanımını yapıyor.

“Nasihat-nâme de diyebileceğimiz bu eserinde Güvâhî, atasözleri, halk deyişleri ve deyimlerine son derece geniş yer vermiş, onları aruzla ve mesnevi kalıpları içinde manzum hikâyeler şeklinde ifade etmiştir.”

Makalesi’nin başlığıda şöyle:

“Pend-nâme-i Güvâhî;
Bir Atasözleri Hazinesi
Mehmed Serhan Tayşi”

Mehmet Serhan Tayşi Güvâhî’nin verdiği eserin Türkçemize yaptığı katkıyla değerini vurgularken kaynak kişiler olarak Ali Emiri ve Mehmet Hengirmen’den söz eder. Bunların çalışmalarına dayanarak sonuca ulaşır.

Eserin Türkçe Açısından Değeri:

“Geyveli Güvâhî (şair, edip ve filozof) ve eseri “Pend-Nâme”sine Millet Kütüphanesi’nde uzun süren idarecilik yıllarım sırasında; Ali Emiri  (Güvâhî, Pend-Name, Millet Ktp., Ali Emiri, Manzum, 858,44 vr.) yazma eserleri arasında görmüştüm ve beni çok etkilemişti. Kü­tüphanem dışında araştırma yaptığımda Süleymaniye Kütüphanesi’nde de yazma nüshalarının bulunduğunu tespit etmiş ve en azından Millet Kütüphanesi’ndeki nüshasını neşretmeyi dü­şünmüştüm. Kırk-elli sayfa kadar metinden transkripe etmiş isem de, o sıralarda Mehmet Hengirmen’in tez çalışmasını yaptığını işitince devam etmemiştim.  Nite­kim Hengirmen’in bu çalış­ması 1983 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı 1000 Te­mel Eser serisinden 99. eser olarak neşredilmiştir. Şahsi kütüphaneme bir tane almış­tım.

Bu neşir, gerek kültür, gerekse Anadolu-Osman­lı dünyası bakımından çok önemlidir.
Aydınlarımız bu eseri görmemiş veya görme­mezlik talihsizliğine düçar olmuşlardır.”

Aşırı yerel kalarak evrensel olunamaz. Yerele inilmeden de heybeniz dolmaz. Heybenizi yerel ürünlerle doldurarak dünya kültürüne ulaşacaksınız. Dünya kültürü diyerek, aydın gerekliliği diyerek yabancı bir kültürü halkın önüne koyarsanız hem toplumunuzdan hem dünyadan soyutlanırsınız. Aydınları aydın yapacak şey yöntemlerdir ve o yöntemlerle elde edilen sonuçtur. Eğer yöntemlerinizi güncel yöntemlerle geliştirirseniz, çağdaş aydın olursunuz. Bunun dışındaki her önerme havada kalacağı için aydınların aydınlığı tartışılır duruma gelir. Aşık Güvâhî’nin geç fark edilmesi de bunun güzel bir örneği.  


DEVAM EDECEK


Yazışma Adresim: www.goleaydin@hotmail.com
Gazete Adresimiz: www.anadolumedyagrup.com

Yayın Tarihi: 01.06.2012 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder