31 Mayıs 2016 Salı

DÜŞÜNCE EVRENİNDE 9


Geçen bölümü Prof. Dr. Bumin N. DÜNDAR’ın büyük insan notuyla bitirmiştim. O notta erdemli büyük insana, daha doğrusu erdemli yönetici insana vurgu yapılıyordu. “Düşünce Evreninde” adlı yazı dizimizin uzun soluklu olacağını söylemiştim. Ahlak konusunun öyle kolay bitmeyeceği de belliydi. İşte bu bakışla erdemli büyük insan konusuna eğilmek gerekiyordu. Ahlakı halka örnek olması açısından öncelikle yöneticiler korumakla yükümlü olmalıdır. Çünkü yönetici kişi her yerde az veya çok güç elde eden kişidir. Ahlaklı yönetici olmak ise geçen bölümde anılan erdemlere sahip olmakla ve elindeki gücü kullanmak şöyle dursun hiç hissettirmemekle mümkündür.

Makam ve mevkiler insanların gerçek yüzlerini gösteren en önemli aynalardır. İnsanlık tarihinde pek çok örneği olduğu gibi, kendilerine verilen iktidar ve gücün bir hizmet aracı olduğunu unutarak, iktidar ve gücün kendilerinden hiç gitmeyeceğine inanarak; ahlaki ve insani değerlerden, haktan, hukuktan ve adaletten uzaklaşan, adeta canavarlaşan, liyakatten nasibini almamış yönetici konumunda birçok örnek şahsiyete insanlık çeşitli dönemlerde  tanık oldu. Ama bu tür kişiler ne yazık ki büyük ve değerli insan olamadılar, ne kadar ulvi gayelerle hareket ettiklerine inansalar da, hiçbir toplumca hoş karşılanmadılar ve hep kötü anıldılar ve anılmaya da devam edecekler.

Ahlaki değerler için hep “ortak yaşam alanının dışına çıkılmamasını ve bu alanın düzenlenmesini amaç edinir” dedik. Bu değerler neydi sorusu kimsenin aklına gelmez, çünkü o değerler özümsenmiş ve yaşamın bir parçası haline gelmiştir. Kısaca anmak gerekirse; insanı doğru ve adaletli olmaya, muhtaçlara yardım etmeye, iyilik yapmaya, iyiliğe teşekkür etmeye, insan haklarına saygı göstermeye davet eden; adam öldürme, yalan, aldatma, bencillik, hırsızlık, zina, zulüm ve haksızlık gibi kötülüklerden uzak durmaya çağıran temel davranış biçimleridir.

“İnsanlığın dini-ahlaki tecrübesinin bize sunduğu sağlam veriler gösteriyor ki, bütün bireyci topluluklarda temel değerler ve ahlak kanunları şu veya bu anlamda var olmuş ve bilinmiştir” İnsan hakları, demokrasi ve barış gibi çağımızın modern değerleri de kıymetini esasında bu ahlaki ilkelere dayanmasından almaktadır.

Biçimsel olarak temel hak ve hürriyetler söylemi üzerine oturan modern değerler, tarihi süreçte sömürgeleştirme ve savaş vasıtaları ile adeta bir grup insan ve toplumun ekonomik çıkarlarına hizmet eden araç değerlere dönüşmüştür. Buda günümüz ahlakının bireysel faydaya dayalı bir anlayışa bürünmesine yol açmıştır. Bu anlayış, geçmişte ve günümüzde ahlaki anlamda sorgulanması gereken sonuçlara sebep olmuştur.

Modern düşüncenin henüz doğuşu aşamasında Amerika kıtasının keşfiyle başlayan bir buçuk asırlık süreç içerisinde yerli halkın (Kızılderili) seksen milyon nüfusu on milyona düşmüş ve nüfusun büyük bir kısmı yok edilmiştir. Yine Afrika’dan yapılan köle ticaretlerinde yüz milyon insan, bu ticaretin kurbanı olarak hayatını kaybetmiştir. Dünyanın birçok coğrafi bölgesi, modern değerleri sahiplenen Batılılar tarafından sömürgeleştirme faaliyetine maruz kalmıştır. Bu hareket sadece insan ve ekonomik kaynakların sömürüsüyle sınırlı kalmamış, kültürel tahakkümü de beraberinde getirmiştir. Sonuçta dünyadaki renkler giderek solmakta giyim kuşamdan yeme içmeye ve kentleşmeye kadar varan bir tek tipleştirme yaşanmaktadır.

Sadece bu kadar mı?

Elbette sözü edilecek çok şey var. Şu kadarıyla yetinelim.

 Hakkı teslim etmek gerekirse, insanlığın ortak mirası olan bilim, Batı’da çok daha hızlı bir şekilde gelişmiş ve insan hayatını kolaylaştıran teknolojik ürünlere dönüşmüştür. Ancak üretilen bilgi ve teknoloji, yine modern insanın taşıdığı anlayışın sonucu olarak kötüye kullanılmış, getirdikleri kolaylıklar kadar hatta belki daha fazlasıyla insanlık değerlerinden alıp götürmüştür. Yakın geçmişte Balkan Savaşları, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı, daha yakın tarihte Suriye’deki karışıklık, Irak, Afganistan, Bosna Hersek savaşları, milyonlarca kişiye, insan olmanın ölçülerini çok çok aşan acı ve dramlar yaşatmıştır.


DEVAM EDECEK


Yayın Tarihi: 27.05.2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder