21 Eylül 2009 Pazartesi

KONULARA DEĞİNMELER



         Konular bir hayli birikti sayın okurlar. Not aldığım konuların içinden çıkamaz oldum. Her biri ayrı bir yazı konusu olacak konulara değinip geçeceğim bu gün. İlk konumuzla başlayalım.

...   …   …   …
         Tekirdağ'ın Çorlu İlçesi'nin Belediye sınırları içinde kalan cadde ve sokakların temizlenmesi ve çim, ağaç ve çiçeklerin sulanması  için ihale açılmış. Bu ihaleye fesat karıştırdıkları suçlamasıyla 4 sanık tutuklanmış. Yalnız bu 4 sanıktan 3'ünü nöbetçi olduğu gün `tartışmalı' bir şekilde hakim Selçuk Uğur Özdemir' tahliye etmiş. İşte bu hakim, hakkında açılan idari soruşturmayı engellemek için AKP Çankaya İlçe Başkanı Alaaddin Varol'dan yardım istemiş. Ankara'ya giden hakim Özdemir'in, AKP İl Başkan Yardımcısı Hayrettin Coşkun ile buluşup önce saunaya gidip kadınlara özel masaj yaptırmış, ardından da kaldığı otel odasına `hediye' olarak gönderilen Rus uyruklu bir kadınla geceyi geçirmiş. Bunun üzerine hakim teknik takibe takılmış.
         Çorlu Cumhuriyet Savcısı Engin Şimşek, iddanamesinin `değerlendirme' bölümünde yasada rüşvetin `yarar' olarak tanımlandığını ve cinsel arzunun tatmininin de `yarar' kapsamında değerlendirilerek `rüşvet' sayılmasını istemiş. Hakim Özdemir hakkında Hakim ve Savcılar Kanunu hükümlerine göre ayrı soruşturma yürütülüyor.
         Bundan sonrası beni ilgilendirmiyor. Artık iş adaletin işi. Ben burada rüşvetin şeklini ayırmayıp kadın sunmayı da rüşvet sayılmasını isteyen savcının doğru talebini göstermek istedim. Rüşvette sınır yok gördüğünüz gibi.
 …   …   …   …
          Zaman gazetesinin genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı, en yeni hikâyelerini, “yayın öncesi Ahmet Hakan’a göndermiş. Ahmet Hakan beğendiğini belirterek şöyle diyor.
“Bir adam edebiyata gönül indirmişse, ondan korkma!
         Zaten Ekrem, ayıptan, günahtan, utanma duygusundan nasip almış bir gazete yapmaya çalışarak bu tezi kanıtlamaya çalışan bir gazete yöneticisidir.”
         Ama ondan sonra Ekrem Dumanlı’yı bir başka konu üstüne eleştiriyor:
         “Fakat gelin görün ki...
Sivas katliamının yıldönümü nedeniyle gazetesinde yayınlanan bir haberde, Sivas'ta meydana gelen katliam şu iki cümleyle özetleniyordu:
         “2 Temmuz 1993'te gerçekleştirilen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nde yangın çıkmış, aralarında otel görevlilerinin de bulunduğu 37 kişi ölmüştü”.
         Ne kadar acımasız bir anlatım bu... Sanki yangın, elektrik kontağından çıkmış...
Bu konuda bir şey yazmadım... Bekledim ki bir düzeltme, bir özür yayınlansın gazetede... Yoktu... Dedim ki “Herhalde Ekrem, bu düzeltmeyi, pazartesi günü medyaya nizamat verdiği köşesine bıraktı.” Dün baktım, orada da değinmemiş.
Hadi Ekrem Dumanlı...
         Yazdığın hikâyeler aşkına... Edebiyat aşkına... Sevdiğin filmler aşkına... Bırak politikayı da yüreğinin götürmesi gerektiği yere git...”
         Gazeteci, yazar ve sanatçı bence bir görüşün çakılı yıldızı olamaz. Yıldız gök yüzünde hep aynı yerde görünür sanırsınız. Oysa yıldız siz onu görene kadar çok hallere değiştirmiştir. Gazeteci ve yazar bir görüşün değil, gerçeklerin peşinde olmalılar. Eğer yürek taşıyorlarsa öylede olurlar.
 …   …   …   …
          Dünya ekonomik krizi nedeniyle işini kaybeden çok oldu. Dolayısıyla dünya ekonomik krizi.
herkesin ağzında fakat bu krizin nasıl çıktığını bilen kaç kişi var diye sormadan edemiyorum. Anlatılanlar anlamamıza ne kadar yetti? Ben yanlış anlamadıysam bir yönüyle bizim bankalar krizinin benzerinin Amerika’da da olmasıyla bu kriz patladı. Ayrıca borsa üzerindeki oyunlar bankalarla birlikte etkili oldu.  Özetlemek gerekirse bir kalem malın kendisi olmaksızın, sadece adının borasada dolaşmasıyla birim fiyatı üzerinde yaratılan çekişmelerle yatırımcıların parası batırıldı. Şimdi gelelim bugün değineceğim son habere ve sonucuna:
         Bu krizde kim yada kimler en çok itibar kaybetti? Bankacılar  ve borsacılar yani finans sektörü değil mi? Peki gerçekten öyle mi oldu? Bunu da Serdar Turgut şöyle anlatıyor:
         “TARP; İngilizce'de 'Troubled Asset Relief Program'ın kısaltılmışı oluyor. Yani sorunlu varlıkları kurtarma veya rahatlatma programı.
         Daha çok 'Hedge fund' yöneticilerini ve bankacıları alakadar eden bir program. Yani onların kontrolüne emanet edilen varlıklar sorunlu hale düştüğü zaman devlet kurumlarından kurtarma amacıyla alınan paraları kurtarmak için oluşturulmuş bir kavram.
          Bunun kadınları neden alakadar ettiğine gelince; kocaları ekonominin büyüme döneminde büyük ve kolay para kazanan ev kadınları kolay harcama ve lüks yaşamaya alışmışlardı. Abartılı ve göz kamaştırıcı bir yaşam stilleri vardı. Utanmadan bol para harcayabiliyorlardı çünkü ortam müsaitti.
Ama sonra kriz vurdu. Özellikle kocalarının çalıştığı sektörlere büyük darbeler indi.

         Bu terim daha çok zor duruma düştüğü halde varlıkları hükümet programları tarafından koruma altına alınan adamların karılarını anlatıyor. Yani bu aileler iflas etmediler, tam fakirleşmediler ama başkalarının paralarını batırdılar ve kendi ellerinde kalan paraları gönül rahatlığıyla harcayamaz hale geldiler. Çünkü üstlerinde 'utanmaları' gerektiği yolunda bir mahalle baskısı var.
          İşte 'Umutsuz ev kadınları'ndan sonra TARP kadınlarını yaratan sosyal ortam bundan ibaret.”

… … … …
          İşte bu kadınların ve ailelerinin psikolojik tedaviye ve ekonomik korunmaya alınarak batırdıklarını kurtarmaya çalışılıyormuş. Yani dünyanın neresine giderseniz gidin olan halka oluyor. Bizim batık bankerlerimiz utandılar mı dersiniz? Evet, hem de çok utandıkları (!) için ta Amerika’ya kaçtılar.

***************************************************************************
TÜRKÇEMİZİ DOĞRU KONUŞALIM
Dilimizin karşı karşıya kaldığı yabancı kelime istilasına karşı tavır almayı önerdiğim bu köşede kullandığımız yabancı kelimelerin karşılıklarını vermeye devam ediyorum. Görünce sizinde benim gibi şaşırdığınızı çok iyi biliyorum.  Bu kadar çok batı kökenli kelime kullandığımızı tahmin etmiyordum. En çok “BAZ” kelimesinin Fransızca olduğunu öğrenince şaşırdım. Çünkü ben o kelimeyi Türkçe olduğunu biliyordum. Meğer değilmiş. Gerçi baz kelimesini de kullanmıyordum. Herkesin bilgiçlik taslayarak kullandığı kelimelere karşı mesafeli durma huyum var. Bunlar zamanla insanın ağzında yer ederek dil tiklerine dönüşüyor. Yüz tikleri gibi dil tikleri insanı çirkinleştirir. Dikkat edin, dil tikleri yüz tiki gibi cehaletle at başı giden bir eğri çizdiğini görürsünüz. 
***********************************************************
arketip : Fransızca archetype. ilk örnek  
aroma : Fransızca aroma. "Bitki özlerinden veya yağlarından elde edilen hoş koku." Dilimizde bu söze yakın anlamda "rayiha" kelimesi de vardır. hoş koku  aromatik  hoş kokulu  
arometrapi : Fransızca kökenli olan bu kelime aroma (güzel koku) ve thérapie (tedavi) kelimelerinden oluşmaktadır. koku tedavisi .
artikülâsyon : Fransızca articulation. boğumlanma 
asist : İngilizce assist (yardım etmek). Sporda hem yardım, hem yardımcı anlamında kullanılmaktadır.: yardım, yardımcı.
asist (asiste) etmek : yardım etmek.
asisti : yardımcısı.
asistlik : yardımcılık.
asparagas :  İspanyolca.  şişirme haber .
aşağılık kompleksi : aşağılık duygusu. 
aut : İngilizce out (dışarı, dışarıda). Topun, karşı takım oyuncularınca köşe ile kale arasındaki çizgiden veya kale üstünden alan dışına çıkarılması. Karşılığı: dış.
auta atmak : dışa atmak.
auta çıkmak (gitmek) : dışa çıkmak.
aut atışı (yapmak) : dış atışı (yapmak).
aut çizgisi : dış çizgisi.
avangart : Fransızca avant-garde. "Bir hareketi, bir düşünce akımını başlatan, kendisinden sonra gelenlere öğretisi ile yol gösteren kimse"öncü  
avans : Fransızca avance. “Alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme” öndelik
avans çekmek : öndelik çekmek.
avans vermek : öndelik vermek.
background : İngilizce back ground (arka plân, zemin, fon) arka plân (mekân için), geçmiş (zaman için). 
badminton : İngilizce, "bir kortta, iki kişi veya ikişer kişilik iki takım arasında özel olarak yapılmış bir topu ağın üzerinden aşırarak raketle oynanan oyun" tüylü top
bandrol : Fransızca banderole. Bu söz dilimizde birkaç anlamda kullanılmaktadır: 1.Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket. 2.Paket veya şişelerin ağzına konulan şerit veya etiket. 3.Bayrak direğinin tepesine süs olarak konulan uzun, kumaş şerit. denetim pulu, denetim bağı 
banner : İngilizce “bayrak, sancak, manşet” reklâm bandı, reklâmlık ve duyurmalık  
bariyer : Fransızca barriére. Dilimizde "herhangi bir yolu kapamak için yapılmış engel; yol kenarlarındaki korumalık" engel  
barkod : Fransızca barre (dikey çizgi) ve code sözlerinden oluşan barkod, "Bir ürünün değişik özelliklerini ve fiyatını belirten, elektronik aygıtların okuyabileceği biçimde düzenlenmiş etiket." çizgi im. 
baz : Fransızca base (temel; temel ilke; üs). temel, taban.  
bearish : İngilizceden Türkçeye geçen bir ekonomi terimidir. Borsada "fiyat indirilmesine sebep olacak eğilim, fiyat düşürücübearish için düşen (piyasa), bullish için de yükselen (piyasa) 
benchmarking :  "bilgi satmak" genel kavramını taşımaktadır. bilsat'bilgileşim 
best-seller : İngilizce best (en iyi) + seller (satıcı: çoksatar. .
bienal : Fransızca biennal (iki yılda bir olan). Yılaşırı
bilboard : İngilizce billboard (ilân tahtası).: duyuru tahtası, ilân tahtası.
birth travma : doğum incinmesi.
black top : İngilizcede "asfalt, asfalt yol, asfalt ile kaplamak" anlamında geçer. Son zamanlarda bir spor dalına verilen bu ad için Kurulumuz, sokak basketbolu.
blender : İngilizce blender. Dilimizde "değişik malzemelerin birbirine karıştırılmasına, kesilip ufalanmasına yarayan alet"karıştırıcı  
blokaj : Fransızca blocage (dondurma, belirli bir noktada tutma).tutmak, durdurmak.  
bloke para : tutulmuş para.
boarding cart : İngilizce boarding cart. uçuş kartı  
bodyguard : İngilizce bodyguard. "muhafız, fedaî, korumacı" koruma,  bodyguardlık:  korumalık .
bounspas : İngilizce bounce (sıçratmak, sektirmek) + pass (pas). sektirme pas
branç : İngilizce brunch (sabahla öğle arasında yenen ve her iki öğün yerine geçen yemek).: kuşluk yemeği
brand extention : İngilizce brand (marka) + extention (yayılma, genişleme) marka türlemesi ve marka yayılımı  
branş : Fransızca branche (dal). dal, şube, kol
brick game :  tuğla oyunu  
brifing : İngilizce briefing (özetlemek). bilgilendirme.  
brifing almak : bilgilendirilmek, bilgi almak.
brokır : İngilizce broker (simsar, komisyoncu). simsar
browser : İngilizce: açar  
bungee-jumping : bancii (Maldiv dilinde geçen ses yansımalı kelime) + İngilizce jumping (atlama). zıpzıp atlama’dır.
business class : İngilizce business (iş; meslek; ticaret) + class (sınıf, zümre; mevki). işlik orun. 
by-pass : İngilizce by-pass (atlama). Tıptaki by-pass damar aktarma. 
Siyasette kullanılan by-pass için teklif ettiğimiz karşılık: devre dışı bırakmak. 

Yayın Tarihi: 15.07.09

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder